Çocukların Oyunları Hakkında Öne Çıkanlar
- Çocuklar oyun yoluyla korku, öfke, özlem, ilişki deneyimleri ve güvende olma ihtiyaçlarını yansıtabilir.
- Tek bir oyuncak, karakter veya oyun sahnesi üzerinden çocuğun psikolojisi hakkında kesin sonuç çıkarılmamalıdır.
- Değerlendirmede oyunun akışı, tekrar eden temalar, roller ve çocuğun oyun sırasındaki duygusu birlikte ele alınır.
- Sabit sembol sözlükleri, aynı oyuncağın her çocuk için aynı anlama geldiği yanılgısına yol açabilir.
- Ebeveynin çocuğu sorgulamak yerine oyunu gözlemlemesi ve gördüklerini sade biçimde yansıtması daha uygundur.
- Shiva Psikoloji’de oyun; gelişim öyküsü, aile ve okul yaşamı ile günlük davranışlardan bağımsız yorumlanmaz.
Çocuklar oyun sırasında yalnızca eğlenmez; yaşadıkları olayları, meraklarını, korkularını ve ilişki deneyimlerini de yeniden canlandırabilir. Özellikle duygularını kelimelerle açıklamakta zorlanan çocuklar için oyun, iç dünyalarını dışarıya taşıyabilecekleri doğal bir iletişim biçimi olabilir.
Ancak çocuğun kullandığı her oyuncaktan veya kurduğu tek bir senaryodan kesin bir psikolojik anlam çıkarılmamalıdır. Bir oyuncağın ya da karakterin anlamı; çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, yaşam deneyimleri, oyunun bütünü ve zaman içinde tekrar eden örüntüler birlikte dikkate alınarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle “tehlikeli hayvan korku demektir” ya da “evi yıkmak aile problemi gösterir” gibi sabit yorumlar güvenilir değildir. Çocuğun oyunu bir sembol sözlüğü gibi değil, kendi bağlamı içinde anlam kazanan bütüncül bir anlatım olarak ele alınmalıdır.
Oyun Çocuklar İçin Bir İletişim Biçimi midir?
Oyun, çocukların duygularını, ilişkilerini ve günlük yaşamda karşılaştıkları durumları anlamlandırmasına yardımcı olabilen doğal bir iletişim biçimidir. Çocuklar yetişkinler gibi uzun açıklamalar yapmak yerine karakterler, hareketler ve kurdukları hikâyeler aracılığıyla deneyimlerini gösterebilir.
Bir çocuk okulda yaşadığı güçlüğü doğrudan anlatmayabilir; ancak oyununda sürekli dışlanan bir karaktere yer verebilir. Başka bir çocuk kontrol edemediği bir değişim yaşadığında oyunun bütün kurallarını kendisi belirlemek isteyebilir. Bu örnekler tek başına kesin bir anlam taşımaz fakat çocuğun yaşadığı süreci anlamak için ipucu sunabilir.
Çocuklar Konuşamadıkları Duyguları Oyunla Gösterebilir mi?
Çocuklar tanımlamakta zorlandıkları duyguları oyun sırasında davranışa ve hikâyeye dönüştürebilir. Kaygı, öfke, yalnızlık, özlem veya korunma ihtiyacı bazen oyundaki karakterlerin yaşadıkları üzerinden görünür hale gelebilir.
Örneğin çocuk, kendisinin yaşadığı bir korkuyu doğrudan anlatmak yerine oyundaki küçük bir karakterin korktuğunu söyleyebilir. Böylece duygu hakkında konuşurken kendisiyle duygu arasında güvenli bir mesafe oluşturur.
Bu durum çocuğun bilinçli olarak şifreli mesaj verdiği anlamına gelmez. Çocuk çoğu zaman oyununu planlamadan, kendiliğinden kurar ve duygusal deneyimleri doğal biçimde senaryoya dahil olabilir.
Oyun Gerçek Yaşamın Birebir Kopyası mıdır?
Çocuğun oyunu gerçek yaşamın birebir kaydı değildir. Oyun; yaşanan olayları, hayal gücünü, izlenen çizgi filmleri, duyulan hikâyeleri ve çocuğun kendi merakını aynı senaryo içinde bir araya getirebilir.
Bir çocuk savaş oyunu oynadığında bunun mutlaka gerçek yaşamda şiddet deneyimlediği sonucuna varılamaz. Kahramanların savaştığı bir içerik izlemiş, arkadaşlarıyla benzer oyunlar oynamış veya yalnızca güç ve mücadele temasını merak etmiş olabilir.
Bu nedenle oyunu değerlendirirken yalnızca senaryoya değil, çocuğun oyunu nasıl kurduğuna, hangi duyguyla oynadığına, oyunun nasıl sonuçlandığına ve benzer temaların zaman içinde tekrar edip etmediğine bakmak gerekir.
Çocuklar Duygularını Oyuna Nasıl Yansıtır?
Çocuklar duygularını oyuna karakter seçimleri, hikâyenin akışı, tekrar eden olaylar ve karakterler arasındaki ilişkiler yoluyla yansıtabilir. Bazen sözel olarak anlatamadıkları bir duygu, oyundaki bir figürün korkması, öfkelenmesi, saklanması veya yardım istemesi üzerinden ifade edilebilir.
Çocuğun duygusunu anlayabilmek için yalnızca hangi oyuncağı seçtiğine bakmak yeterli değildir. Oyuncağın hikâye içindeki rolü, diğer figürlerle ilişkisi ve çocuğun oyuna eşlik eden yüz ifadesi de önemlidir.
Korku, Öfke ve Güvende Olma İhtiyacı
Korku ve güvende olma ihtiyacı oyunlarda saklanma, kaçma, korunma veya tehlikeden kurtulma senaryolarıyla görülebilir. Fakat bu temalar her zaman yoğun bir kaygıya işaret etmez; çocukların gelişimsel olarak tehlike ve güven kavramlarını keşfetmesinin bir parçası da olabilir.
Öfke ise figürleri çarpıştırma, kuralları değiştirme, oyuncakları savurma veya bir karakteri sürekli cezalandırma şeklinde görülebilir. Burada önemli olan yalnızca saldırgan hareket değil; oyunun ne sıklıkta tekrarlandığı, çocuğun sakinleşip sakinleşemediği ve günlük yaşamında benzer davranışların bulunup bulunmadığıdır.
Bazı çocuklar oyun sırasında sürekli korunaklı evler, kaleler veya sığınaklar kurabilir. Bu oyun çocuğun güven arayışını gösterebileceği gibi yalnızca yapı kurmaktan keyif aldığını da gösterebilir. Anlamı belirleyen, tek bir hareket değil oyunun bütünü ve çocuğun yaşam bağlamıdır.
Aile ve Arkadaşlık İlişkilerinin Oyuna Yansıması
Çocuklar aile ve arkadaşlık ilişkilerini evcilik, okul veya grup oyunları yoluyla yeniden canlandırabilir. Karakterlerden birinin sürekli dışarıda bırakılması, bir figürün bütün kararları vermesi ya da bir karakterin diğerlerini koruması çocuğun ilişkiler hakkında düşündüğü konulara dair ipucu verebilir.
Ancak oyundaki anne, baba, öğretmen veya arkadaş figürlerinin gerçek kişilerin birebir karşılığı olduğu varsayılmamalıdır. Çocuk farklı insanlardan gördüğü davranışları tek bir karakterde birleştirebilir veya yalnızca merak ettiği bir ilişki biçimini deneyebilir.
Oyun sırasında rollerin değişip değişmediği de değerlidir. Çocuk bazen güçlü, bazen yardıma ihtiyaç duyan karakteri seçebiliyorsa farklı deneyimleri keşfediyor olabilir. Sürekli aynı rolde kalması ise o role ilişkin bir ihtiyacın veya merakın daha yoğun olduğunu düşündürebilir; yine de tek başına kesin sonuç vermez.
Oyun Temelli Psikolojik Danışmanlık Süreci Nasıl İlerleyebilir?
Oyun temelli çocuk danışmanlığı, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun materyaller kullanılarak yürütülen bir destek sürecidir. Amaç oyuncaklara sabit anlamlar yüklemek değil; çocuğun oyun içindeki ilişki biçimlerini, duygusal ihtiyaçlarını ve tekrar eden örüntülerini bütüncül şekilde değerlendirmektir.
Shiva Psikoloji’de çocuklarla yürütülen çalışmalarda yalnızca oyun sırasında görülen temalara bakılmaz. Ebeveynlerden alınan bilgiler, çocuğun gelişim öyküsü, aile ve okul yaşamı ile günlük davranışları da değerlendirmeye dahil edilebilir.
Süreçte çocuğu belirli bir konuyu anlatmaya zorlamak yerine kendi hızında ilişki kurmasına ve oyununu geliştirmesine alan açılır. Ebeveynlerle yapılan görüşmelerde ise çocuğun ihtiyaçlarını ev ortamında destekleyebilecek iletişim ve yaklaşım biçimleri ele alınabilir.
Kartal Çocuk Oyun Danışmanlığı
Kartal çocuk oyun danışmanlığı süreci, çocukların duygularını, yaşadıkları değişimleri ve ilişki deneyimlerini oyun yoluyla ifade edebilmesine alan açmayı amaçlar. Özellikle kaygı, öfke, içe kapanma, okul uyumu, arkadaşlık sorunları veya aile düzenindeki değişiklikler çocukların oyunlarında farklı temalarla görülebilir.
Shiva Psikoloji’de yürütülen süreçte yalnızca çocuğun seçtiği oyuncaklara veya tek bir oyun senaryosuna göre değerlendirme yapılmaz. Çocuğun gelişim özellikleri, tekrar eden oyun örüntüleri, günlük davranışları, aile ve okul yaşamı birlikte ele alınabilir. Gerektiğinde ebeveyn görüşmeleriyle çocuğun ihtiyaçlarını ev ortamında destekleyebilecek iletişim biçimleri üzerinde de çalışılabilir.
Tekrarlayan Oyun Senaryoları Ne Anlama Gelebilir?
Tekrarlayan oyun senaryoları, çocuğun anlamlandırmaya çalıştığı bir olay, duygu veya ilişki biçimiyle bağlantılı olabilir. Çocuk aynı hikâyeyi tekrar ederek olayın sonunu değiştirebilir, kontrol hissi geliştirebilir veya kendisini zorlayan bir deneyimi daha anlaşılır hale getirmeye çalışabilir.
Bununla birlikte çocukların sevdikleri oyunları tekrar tekrar oynaması gelişimsel olarak doğaldır. Tekrarın değerlendirilmesinde senaryonun içeriği kadar çocuğun oyun sırasında yaşadığı duygu ve oyunun günlük işlevselliğe etkisi önemlidir.
Kurtarma, Kaçma ve Saklanma Temaları
Kurtarma oyunlarında çocuk güçlü bir karakterin tehlikede olan başka bir figüre yardım etmesini sağlayabilir. Bu tema korunma, yardım etme, güçlü olma isteği veya izlediği bir kahraman hikâyesiyle ilişkili olabilir.
Kaçma ve saklanma senaryoları da benzer şekilde farklı anlamlar taşıyabilir. Çocuk korktuğu bir şeyden uzaklaşmayı deneyebilir, yakalanmama heyecanından keyif alabilir veya kendi sınırlarını kontrol etmek isteyebilir.
Bu oyunlar sürekli aynı yoğunlukta tekrar ediyor, çocuk senaryoyu farklı biçimde sürdüremiyor ve oyun sırasında belirgin biçimde zorlanıyorsa daha yakından değerlendirilmesi gerekebilir. Fakat tek seferlik bir kurtarma ya da kaçma oyunu üzerinden çıkarım yapılmamalıdır.
Yıkma, Yeniden Kurma ve Kontrol Etme Oyunları
Çocukların kuleleri yıkması, oyuncak evleri dağıtması ve yeniden kurması gelişimsel keşfin doğal bir parçası olabilir. Bu oyunlar neden-sonuç ilişkisini öğrenme, fiziksel becerileri deneme ve bir şeyi yeniden oluşturabildiğini görme fırsatı sunar.
Bazı dönemlerde yıkma ve yeniden kurma, çocuğun hayatındaki değişiklikleri anlamlandırma biçimi de olabilir. Taşınma, okul değişikliği, aile düzenindeki farklılık veya kontrol edemediği başka bir olay sonrasında benzer temalar artabilir.
Kontrol etme oyunlarında çocuk bütün karakterlerin ne söyleyeceğini ve ne yapacağını belirleyebilir. Bu her zaman problem anlamına gelmez. Ancak esnekliğin tamamen kaybolması, küçük bir değişiklikte yoğun öfke oluşması ve bu durumun farklı ortamlarda da görülmesi uzman değerlendirmesini düşündürebilir.
Güçlü, Zayıf, Koruyucu ve Tehlikeli Karakterler Nasıl Değerlendirilir?
Oyundaki karakterler tek başlarına değil, birbirleriyle kurdukları ilişki içinde değerlendirilmelidir. Güçlü bir kahraman cesareti, kontrol ihtiyacını veya yalnızca çocuğun sevdiği bir karakteri temsil edebilir; zayıf bir figür ise yardım ihtiyacını, merakı veya hikâyeyi hareketlendiren bir rolü üstlenebilir.
Bir karakterin “tehlikeli” olması doğrudan çocuğun korktuğunu göstermez. Çocuk bazen tehlikeli karakteri seçerek güçlü hissetmek, hikâyeyi yönetmek veya kötü karakterlerin nasıl davrandığını keşfetmek isteyebilir.
Çocuğun Karakterler Arasında Kurduğu İlişki
Karakterler arasındaki ilişkinin nasıl geliştiği, tek tek figürlerden daha fazla bilgi sağlayabilir. Bir karakter diğerlerini sürekli koruyor mu, dışlıyor mu, cezalandırıyor mu veya kurtarıyor mu? Hikâyede yardıma ihtiyaç duyan kişiye destek geliyor mu?
Bu sorular oyuna anlam vermek için kullanılabilir ancak çocuğa sorgu gibi yöneltilmemelidir. Yetişkin oyunu izlerken “Bu karakter çok korkmuş görünüyor” gibi gözleme dayalı bir cümle kurabilir ve çocuğun anlatımını sürdürmesine alan açabilir.
Çocuk açıklama yapmak istemiyorsa zorlanmamalıdır. Bazen oyunun kendisi, sözlü bir açıklamadan daha işlevsel olabilir.
Oyunda Üstlenilen Roller ve Değişen Sonlar
Çocuğun oyunda hangi rolleri üstlendiği kadar, roller arasında geçiş yapabilmesi de önemlidir. Bir oyunda kurtarıcı, başka bir oyunda korunmaya ihtiyaç duyan karakter olması farklı duyguları deneyebilmesine yardımcı olabilir.
Tekrarlanan bir oyunun sonunun zaman içinde değişmesi de dikkat çekebilir. İlk oyunlarda karakter sürekli tehlikede kalırken sonraki oyunlarda yardım bulabilir veya kendisini koruyabilir. Bu değişim çocuğun hikâyeyi farklı biçimde ele almaya başladığını gösterebilir.
Ancak oyunun sonunun olumlu hale gelmesi mutlaka bir sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Oyun temaları diğer gözlemlerle birlikte ve zaman içindeki değişim dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Her Oyun Sembolünün Sabit Bir Anlamı Var mıdır?
Hayır, oyunlarda kullanılan sembollerin herkes için geçerli sabit anlamları yoktur. Aynı hayvan, ev, aile figürü veya kahraman farklı çocuklar için tamamen farklı deneyimlerle ilişkili olabilir.
Bir oyuncağın anlamı çocuğun yaşı, kültürel çevresi, sevdiği hikâyeler, yakın zamanda yaşadığı olaylar ve oyunun geri kalanıyla birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle çevrim içi “oyuncak ve sembol sözlükleri” üzerinden çocuğun psikolojisi hakkında karar vermek yanıltıcı olabilir.
Aynı Oyuncak Farklı Çocuklar İçin Farklı Anlamlar Taşıyabilir
Bir aslan figürü bir çocuk için korkutucu bir karakterken başka bir çocuk için koruyucu, komik veya sevdiği çizgi film kahramanı olabilir. Benzer biçimde oyuncak ev bazı çocuklar için aile yaşamını, bazıları için yalnızca düzen kurma oyununu temsil edebilir.
Anlam yalnızca oyuncağın türünde değil, çocuğun onu nasıl kullandığında ortaya çıkar. Aslan kimi koruyor, kimden kaçıyor, hikâyede nasıl davranıyor ve çocuk bu sırada ne hissediyor? Bu ayrıntılar sabit sembol yorumlarından daha değerlidir.
Çocuğun kendisine verdiği anlam, yetişkinin dışarıdan yaptığı tahminden daha önceliklidir.
Tek Bir Oyundan Sonuç Çıkarmak Neden Yanıltıcıdır?
Tek bir oyun çocuğun o gün izlediği bir içerikten, arkadaşlarıyla yaptığı bir etkinlikten veya anlık merakından etkilenebilir. Bu nedenle bir defa görülen senaryodan aile ilişkileri, travma veya psikolojik durum hakkında kesin sonuç çıkarılamaz.
Daha güvenilir bir değerlendirme için oyunların zaman içinde nasıl değiştiğine, hangi temaların tekrar ettiğine ve bunların çocuğun davranışlarıyla nasıl ilişkilendiğine bakılır.
Uzman değerlendirmesi de yalnızca oyuna dayanmaz. Ebeveyn görüşmeleri, gelişim öyküsü, okul yaşamı, günlük davranışlar ve çocuğun genel ihtiyaçları birlikte ele alınır.
Çocuğun Oyununu Yorumlarken Neden Dikkatli Olunmalıdır?
Çocuğun oyununu aşırı yorumlamak, yetişkinin kendi kaygılarını çocuğun anlatısına yerleştirmesine neden olabilir. Oyun gözlemlenebilir ancak çocuğun her hareketine gizli bir anlam yüklemek sağlıklı değildir.
Ebeveynin temel görevi sembolleri çözmek değil; çocuğa oyun oynayabileceği, merakının kabul edildiği ve duygularını baskı görmeden ifade edebildiği bir ilişki sunmaktır.
Çocuğu Sorgulamak Yerine Oyuna Eşlik Etmek
Çocuğa art arda “Bu kim?”, “Neden onu öldürdün?”, “Bu karakter beni mi temsil ediyor?” gibi sorular yöneltmek oyunun doğal akışını bozabilir. Çocuk yetişkinin beklediği cevabı vermeye çalışabilir veya oyununu değiştirebilir.
Bunun yerine yetişkin gördüğünü sade biçimde yansıtabilir:
- “Bu karakter kendine saklanacak bir yer buldu.”
- “Kule yıkıldı ve sen yeniden yapmaya başladın.”
- “Bu figür diğerlerini koruyor gibi görünüyor.”
- “Hikâyede şimdi büyük bir değişiklik oldu.”
Bu ifadeler çocuğa açıklama yapma zorunluluğu getirmez. Çocuk isterse hikâyeyi ayrıntılandırabilir, istemezse oyununa devam edebilir.
Ebeveyn Kaygısının Oyuna Yansıtılmaması
Ebeveynler çocuğun oyununda saldırı, ölüm, tehlike veya yalnızlık teması gördüğünde kaygılanabilir. Ancak çocukların bu temaları merak etmesi veya hayali oyunlarda kullanması tek başına psikolojik sorun olduğu anlamına gelmez.
Yetişkinin kaygıyla oyunu durdurması, karakterleri düzeltmesi veya sürekli mutlu son oluşturmaya çalışması çocuğun doğal anlatımını sınırlayabilir. Güvenlik riski bulunmadığı sürece oyunun akışına kontrollü biçimde alan tanımak daha uygundur.
Kaygı devam ediyorsa çocuğu sorgulamak yerine bir uzmandan ebeveyn görüşmesi almak daha sağlıklı olabilir.
Hangi Durumlarda Uzman Değerlendirmesi Gerekebilir?
Oyun temaları uzun süre yoğun biçimde tekrar ediyor, çocuğu belirgin şekilde zorluyor veya günlük yaşamındaki değişikliklerle birlikte görülüyorsa uzman değerlendirmesi düşünülebilir. Tek bir sembol ya da bir defalık oyun, profesyonel destek gereksinimini tek başına belirlemez.
Değerlendirmede oyunun yanı sıra çocuğun uyku düzeni, okul yaşamı, arkadaş ilişkileri, davranış değişiklikleri ve ailede yaşanan gelişmeler birlikte ele alınmalıdır.
Oyun Temaları Yoğunlaşıyor ve Günlük Yaşamı Etkiliyorsa
Aşağıdaki durumlar süreklilik gösteriyor veya giderek yoğunlaşıyorsa uzman görüşü alınabilir:
- Çocuğun oyunda sürekli aynı korkutucu senaryoya takılı kalması,
- Oyunun sonunda sakinleşememesi,
- Yoğun saldırganlığın farklı ortamlarda da görülmesi,
- Oyun sırasında belirgin korku veya çaresizlik yaşaması,
- Uyku, iştah veya okul düzeninde önemli değişiklikler oluşması,
- Arkadaş ilişkilerinden uzaklaşması,
- Daha önce keyif aldığı etkinliklere ilgisini kaybetmesi,
- Yaşına göre belirgin gerileme davranışları göstermesi,
- Yaşadığı zorlayıcı bir olayın ardından davranışlarının belirgin biçimde değişmesi.
Bu belirtiler belirli bir tanı anlamına gelmez. Çocuğun gelişim özellikleri ve yaşamındaki diğer koşullarla birlikte değerlendirilmelidir.
Bilimsel Kaynaklar ve Klinik Referanslar
Winnicott, oyunun çocuğun iç ve dış dünyası arasında yaratıcı bir deneyim alanı oluşturduğunu ele alır. Bu yaklaşım, oyunun yalnızca eğlence değil; çocuğun kendisini, ilişkilerini ve yaşadığı deneyimleri anlamlandırabildiği bir süreç olabileceğini destekler.
Sembolik oyun alanındaki çalışmalar, çocukların nesneleri ve karakterleri gerçek işlevlerinin ötesinde kullanarak hayali senaryolar kurabildiğini göstermektedir. Ancak bu senaryoların değerlendirilmesi sabit sembol eşleştirmeleriyle değil, çocuğun gelişimsel ve yaşam bağlamı içinde yapılmalıdır.
Kaynakça
Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality.
Landreth, G. L. (2012). Play Therapy: The Art of the Relationship.
Lillard, A. S., Lerner, M. D., Hopkins, E. J., Dore, R. A., Smith, E. D., & Palmquist, C. M. (2013). The Impact of Pretend Play on Children’s Development: A Review of the Evidence. Psychological Bulletin, 139(1), 1–34.
Çocuk Oyun Danışmanlığı Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğun sürekli savaş oyunu oynaması normal mi?
Savaş ve mücadele oyunları çocukların güç, rekabet ve kahramanlık temalarını keşfetmesinin bir parçası olabilir. Tek başına psikolojik bir sorun göstermez. Oyunun yoğunluğu, çocuğun sakinleşebilmesi ve günlük davranışlarında belirgin değişiklik bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğun oyuncaklarını sürekli yıkması ne anlama gelir?
Yıkma oyunları neden-sonuç ilişkisini keşfetme, fiziksel beceri geliştirme veya yeniden kurmanın verdiği hazla ilişkili olabilir. Her yıkma davranışı öfke ya da aile problemi anlamına gelmez. Oyunun bağlamı ve zaman içindeki tekrarları önemlidir.
Oyunda sürekli kötü karakteri seçmek sorun mudur?
Hayır. Çocuk kötü karakteri güç, kontrol veya hikâyedeki çatışmayı keşfetmek için seçebilir. Bu tercih tek başına saldırganlık ya da olumsuz bir kişilik özelliği göstermez.
Çocuğun oyunundaki karakterler aile üyelerini mi temsil eder?
Bazen çocuk aile ilişkilerinden etkilenerek karakterler oluşturabilir; ancak her figürün belirli bir aile üyesini temsil ettiği varsayılamaz. Çocuk farklı kişileri, hayal gücünü ve izlediği içerikleri aynı karakterde birleştirebilir.
Tekrarlayan oyunlar her zaman kaygı belirtisi midir?
Hayır. Çocuklar sevdikleri ve ustalaşmak istedikleri oyunları doğal olarak tekrarlar. Tekrarın kaygıyla ilişkisi ancak oyunun yoğunluğu, esneklik düzeyi ve çocuğun genel davranışlarıyla birlikte değerlendirilebilir.
Ebeveyn çocuğun oyununa soru sorarak müdahale etmeli mi?
Ebeveyn oyuna ilgi gösterebilir ancak art arda sorgulayıcı sorular yöneltmekten kaçınmalıdır. Gördüğünü sade biçimde anlatmak ve çocuğun oyunu yönlendirmesine izin vermek daha destekleyici olabilir.
Çocuğun oyunları ne zaman profesyonel olarak değerlendirilmelidir?
Oyunlar yoğun korku, çaresizlik veya saldırganlık içeriyor; çocuk sakinleşemiyor ve uyku, okul ya da sosyal ilişkilerinde belirgin değişiklikler yaşanıyorsa uzman görüşü alınabilir. Değerlendirme yalnızca oyuna değil, çocuğun genel gelişimine dayanmalıdır.

Uzm. Psk. Dan. Halide Merve Çelikbaş Demir ve Psk. Meltem Çelikbaş tarafından kurulan Shiva Psikolojik Danışmanlık; bireylerin, çiftlerin ve ailelerin içsel dönüşüm yolculuklarına rehberlik eder. Etik ve bilimsel temellere dayalı uzman kadromuzla; eski döngülerden sıyrılarak daha sağlıklı, dengeli ve bilinçli bir yaşama adım atmanıza destek oluyoruz.